Buharkent’te bana ve kardeşime annemden miras kalan iki küçük portakal bahçemiz vardı. Birine “sagılık” diğerine “demir yolu üstü” deriz. İkisi de, ailemizin ilk bahçesiydi ve 2003 yılında dedemden bize miras kalmıştı. Ben küçükken Sagılık’ın küçük bir kısmına domates, biber, patlıcan filan dikerdik. Annemle gündüzleri evden yürüyerek bu sebzeleri çapalamaya giderdik. O zamanlar bahçe işleri bana tam bir angarya gelirdi ve gitmekte ayak diretirdim. Yine de hala bayılarak yaptığımı söyleyemem. Ama şimdi yavaş yavaş hoşuma gitmeye başlıyor. Yaşlanmanın göstergesi mi emin değilim.
Geçen sene babamla iki bahçenin de portakal ağaçlarını söküp incir dikmeye karar vermiştik. Babam sonbaharda portakal ağaçlarını topraktan söktürmüştü. Birkaç ay önce ben geldiğimde de yeni incir ağaçlarını dikeceğimiz yerleri ölçtük ve o yerlere çubuk dikip işaretledik. Daha doğrusu babamla ben tam beceremedik, babam ben gittikten sonra kardeşimle tekrar ölçtü.
Normalde yeni fidanları ilkbaharda dikmeyi planlıyorduk ama Zülfiye’nin de Noel tatilinde Buharkent’e gelecek olması sebebiyle dikim işini erkene aldık. Bu sayede hep beraber yaptığımız güzel bir etkinlik oldu.
Cumartesi sabahı amcam bize geldi. Hep beraber kahvaltı yaptıktan sonra bahçeye koyulduk. Bir önceki gün babam ekskavatörle fidan dikeceğimiz çukurları açtırmıştı. Bu işimizi çok kolaylaştırdı.


İlk önce fidanları traktör römorkundan çukurların etrafına dağıttık. Zülfiye fidanları saksı kovalarından çıkardı. Amcam ve babam dikim işini üstlendi. Ben de ağaçların sıralarının hizalamasını yaptım. Efektif bir iş bölümüyle birkaç saatte toplam 100 incir fidanını diktik.
Birkaç yıla umarım ilk hasatımızı alacağız.
Leave a comment